Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde konu: kuraklık!
“Yazarın Dilinden” Programı konuk olarak Mario Levi’yi ağırladı.
İstanbul aşığı bir yazar olarak bilinen Levi, son romanı “O Pazartesi- Eminönü” kitabını nasıl yazdığını, serinin nasıl ortaya çıktığını ve İstanbul’u anlattı.

“O Pazartesi- Eminönü” aslında 2.5-3 yıllık bir projenin üçüncü kitabı. Serinin ilk kitabı “Bir Cuma Rüzgarı Kadıköy” ile başlıyor. Amacının 7 farklı semtte, 7 farklı günde, 7 roman yazmak olduğunu belirten Levi önceliği Kadıköy’e vermesini şöyle açıklıyor: Bu dizinin ilk kitabı Kadıköy oldu çünkü ben bir Kadıköylüyüm. Yani Ahmet Aşık’ın dediği gibi; “İstanbulluluk var, bir de Kadıköylülük var.” İkinci kitabı “Bu Salı ve Her Salı Şişli’nin” ardından üçüncü kitabı “O Pazartesi-Eminönü’nün” ortaya çıkışını ise; babasının, amcasının, dedesinin ve tanıdığı birçok kişinin işyerlerinin Eminönü, Bahçekapı, Sultanhamam, Sirkeci çevrelerinde bulunmasına bağlıyor. “Birçok insan hikâyesi devşirdim. Onları bu romanda bir araya getirdim.” diyor.
Romanların içinde Mario Levi’nin kendi çektiği fotoğraflara rastlamanız da mümkün. Levi, bu fotoğraflar sayesinde tarihe not düştüğünü ve yıllar sonra bu kitapları birileri okursa tarihe tanıklık edeceklerini dile getiriyor. Fotoğrafları 1-2 ay önce yani pandemide çektiği için suratlarımızdaki maskeleri görecek olan insanların ileride bu fotoğraflara bakıp “2020-2021 senelerinde insanlar böyle bir olay yaşadı” diyerek geçmişe tanıklık etmiş olacaklarını düşünüyor.
Konuğu olduğu yayının bir trafik radyosu olması nedeniyle İstanbul’daki trafiğin de konuşulduğu programda Levi, İstanbul trafiği hakkında şu yorumu yapıyor: “İstanbul trafiği çözülemez, ifade ettiğim gibi bu sorun hep vardı. 60’lı yıllarda 1956-57 model dolmuşlar vardı, o 9 kişilik araçlarda bu konunun muhabbeti yapılırdı. ‘Efendim, İstanbul’da artık haddinden fazla araba var, artık yeni araba trafiğe çıkmamalı. Bu yollar bu arabaları taşımıyor.’ bu muhabbet hala sürüyor ve hiç bitmeyecek.
Yorum Yaz