Balkan Göçmenleri Derneği’nden “Rumeli Türküleri” konseri

Sıradaki içerik:

Balkan Göçmenleri Derneği’nden “Rumeli Türküleri” konseri

e
sv

Türkü söyler gibi yapılmıyor yapı, bu iş biraz zor ama yapı yükseliyor

36 okunma — 06 Nisan 2026 11:42

Röportaj: Nezihe Altuğ

Ülkemizde kentsel dönüşüm büyük bir hızla devam ediyor.  Bir yandan da tarihsel süreçte hızlı ve plansız kentleşmenin getirdiği zorluklarla yüzleşme sürecinin karşımıza çıkardığı zorluklarla mücadele ediyoruz. Deprem riski yüksek coğrafyamızda, yapı stokumuzun önemli bir bölümünün güncel deprem yönetmeliklerine uygun olmaması, kentsel dönüşümü “evlerimizi yenileme” eyleminin ötesine taşıyarak “ulusal güvenlik meselesi” haline geldiği ayrı bir gerçek.

Kentsel dönüşümün bir nebze de olsa kolay ilerlemesi için danışmanlık hizmeti veren firmalar bu alanda çözümün bir parçası olarak görülmekte. İşte bunlardan biri de Cityvenn Danışmanlık.

Arkadaşımız Nezihe Altuğ, firmanın kentsel dönüşüm uzmanlarından Rüstem Karageyik ile kentsel dönüşümde hem estetik hem de işlevsel çözümleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

İlk sorumuz firma ve sistem üzerine oldu. Bize Cityvenn ve kentsel dönüşüm işleyişi hakkında bilgilendirmede bulunur musunuz?

Kentsel dönüşümün şehirlerdeki yaşlanmış, riskli veya plansız alanları modern ve sürdürülebilir yapılarla donatma amacındaki önemli bir oyuncu olarak faaliyet gösteriyoruz. Kentsel dönüşüm projelerimiz, özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde güvenli yapılaşma hedefinin yanı sıra, şehir planlamasını ve yaşanabilir alanların oluşturulmasını ön planda tutan bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Mevcut binaları modern ve enerji verimli yapılarla değiştirerek, toplumun genel refahını artırmayı ve sürdürülebilir bir çevre oluşturmayı amaçlamaktayız. Cityvenn olarak, yerel yönetimlerle iş birliği yaparak, hukuki düzenlemelere uyum sağlayarak ve toplumun katılımını önemseyerek kentsel dönüşüm süreçlerini başarıyla yönetiyoruz. Bu sayede, şehirlerimizi daha yaşanabilir, güvenli ve sürdürülebilir kılma vizyonumuza katkıda bulunuyoruz” diyen Cityvenn, kentsel dönüşüm ve mimari projelerde uzmanlaşmış profesyonel bir danışmanlık firmasıdır. “Sosyal adaleti gözetmeyen bir dönüşüm, sadece bina yenilemedir, oysa bizim hedefimiz “hayat” yenilemektir, bu pencereden bakıyoruz sisteme.

Son derece hassas bir konuda farklı düşüncede, farklı beklentileri, farklı imkanlara sahip olan insanları bir araya getirmek, ortak bir zeminde anlaşmalarını sağlamak sonrada imza altına almak hiç te kolay bir iş gibi görünmüyor. Bu konuda kendinizi başarılı görüyor musunuz?

Alman materyalizminin ilk düşünürü olan Feuerbach, “tıbbi materyalizm” denilen bir şeye merak sarmıştı ve “insan ne yiyorsa odur!” demişti. Marx ise ne yediklerinden çok, yedikleri şeyi hangi ilişkiler içinde ürettikleriyle ilgileniyordu. “(İnsanların) ne oldukları üretimleriyle ne ürettikleriyle olduğu kadar nasıl ürettikleriyle de örtüşür.” İki çok net kavram vardı şimdi elinde, insan ve üretim! Sonra, iş bölümü ve mülkiyet doğuyor bunların içinden. Ve tarih, toplum biçimlerinin birbiri içinden doğarak ilerlemesiyle akmaya başlıyor. Nazım Hikmetin şiirinde de dediği gibi yapı türkü söyler gibi yapılmıyor işin içine mülkiyet ve “artık değer” kavramı giriyor. Her kavram, yeni bir kavrama yol açıyor. Zaman, toplumsal olarak gerekli zaman olarak genişliyor… Burada, belki de yıllardır zamanını, emeğini, kafa gücünün tümünü adadığı işçi sınıfının en temel ilişkisini yakalıyor. İşçi sınıfının kapitalizmin mezar kazıcısı olarak üstlendiği etkiyi yapabilmesi için, nasıl sömürüldüğünü bilimsel olarak bilebileceği yeni kavrama ulaşıyor: Artık Değer! Yapıyı inşa etmenin ön koşulu karar vermek… Karar vermesi gereken kişiler çoğaldıkça da sürecin çıkmaza girmesi kaçınılmaz oluyor. Yapının inşasına karar verene kadar türlü sorunlar, talepler ve suiistimaller yaşanmakta. En nihayetinde projenin yükseldiğini görmek bütün yorgunluğu unutturuyor.

Biz sadece eski binaları yıktırıp yerine yenisini yapmıyoruz, yaşam alanı kuruyoruz. O yüzden her işte birçok hikâye ve heyecan var. Nazım Hikmet’in dediği gibi, yapı türkü söyler gibi yapılmıyor. Gerçekten zor iş. Yapıyı inşa etmenin ön koşulu karar vermek… Karar vermesi gereken kişiler çoğaldıkça da sürecin çıkmaza girmesi kaçınılmaz oluyor. Yapının inşasına karar verene kadar türlü sorunlar, talepler ve suiistimaller yaşanmakta. En nihayetinde projenin yükseldiğini görmek bütün yorgunluğu unutturuyor. İnsanla yeni evinin her buluşması bambaşka bir hikâye o yüzden her dönüşümde birçok hikâye ve heyecan var. Sonu mutlu biten aşk hikayeleri birkaç cümleden fazlasını hak etmez ya aynen onun gibi. Mutluluğun çok yakında olduğunu ama onu elde etmeninde çok zor olduğunu bilen genç aşıklar gibi bizde evlerine kavuşan tüm maliklerimizle birlikte mutlu oluruz.

Rüstem Karageyik kim mi?

Daha ortaokul yıllarından itibaren şantiye tozunu yutmuş, baba mesleğinin içinde yetişmiş; yapının temelinden çatısına kadar her aşamasını birebir deneyimlemiş biridir. Sadece teoriyi bilen değil, demirin kokusunu, betonun kıvamını, sahadaki ritmi bilen bir profesyoneldir. Akademik yolculuğunu da bu güçlü altyapı üzerine inşa etmiş; lisans eğitimini Marmara Üniversitesi’nde tamamlayarak teknik bilgisini sağlam bir zemine oturtmuştur. Hâlen mimarlık alanında yüksek lisans yaparak kendini sürekli geliştirmeye devam etmektedir.

Rüstem Karageyik bir projeye başlarken ne mi düşünüyor?

1- Şehirlerin Ruhunu Şekillendiren Unsurlar Nelerdir? 2- Kent estetiği kavramına bakışı nasıl? 3- Görsel kirlilik kent dokusunu nasıl etkiler? 4- Mimari Tasarımın Kentsel Çehreye Katkıları? 5- Yapıların ötesinde bir anlam mimarlık için düşünür, araştırır ve uygulamaya çalışır…

Özetle; masada strateji kuran, sahada süreci yöneten hem planı çizen hem uygulamayı bilen bir isimdir. Ekibiyle omuz omuza ilerleyen, işi sadece yöneten değil yaşayan; kentsel dönüşümde hem teorik donanımını hem de sahadaki hakimiyetiyle fark yaratan, birçok zorlu kentsel dönüşüm projesine imza atmış güçlü bir uzmandır.

Bir kalem ne kadar pek çok şey anlatabilirse, bir fotoğraf makinesi de bir mimari projede o kadar anlatır. Araçlar, bir eserin, bir ürünün kayıt altına alınmasında, ortaya çıkmasında kullanılan malzemelerdir, onları da insan üretir. Asıl kaynak ise düşünen insan ya da düşünen bu insanın neyi üretip üretmeyeceğidir. Fotoğraf, gerçekliği temsil değil, ima eder. Kentsel dönüşüm de “Asrın Felaketini” yaşayan depremlerle sarsılan ülkemizde, sosyal medyada gösterildiği, ya da ima edildiği gibi bir el koyma mı? İnsan; hak kaybıyla can kaybıyla mı karşı karşıya, ya da biri yakmış, biri göster demiş, biride belgelemiş mi? Önce yandı ya da yıkıldı, sonra dedikleri gibi ranta mı dönüştü? Deprem bölgeleri eski haline dönecek mi?

“Asrın Felaketi” diye anılan ve hepimizi derinden sarsan depremlerden sonra doğal olarak kentsel dönüşüm en çok tartışılan konulardan biri oldu. Kentsel dönüşüm bir el koyma mekanizması değil, riskli ve dayanıksız yapıları güvenli hale getirme sürecidir. Fakat uygulama şekli, iletişim dili ve süreç yönetimi doğru olmazsa insanların kafasında soru işareti oluşması çok doğal. En temel kaygılar hak kaybı ve rant. Doğru yürütülen bir dönüşümde mülkiyet hakkı korunur, süreç şeffaf ilerler ve kat malikleri mağdur edilmez. Ancak plansız, denetimsiz veya iletişimi zayıf projeler güveni zedeler, hüsranla sonuçlanır. Yani sorun dönüşüm değil, uygulamadaki eksiklikler, kasıtlar ve çıkar çatışmalarıdır.

Eski haline dönme durumu zor, evler eskisinden çok daha iyi yeniden yapılabilir, ama şehirler sadece binalardan ibaret değildirler. Sosyal hayatın, komşuluğun, ekonominin toparlanması zaman ister. Özetle; kentsel dönüşüm doğru yapılırsa hayat kurtarır. Yanlış yapılırsa güven kaybettirir. Kritik olan niyet değil, şeffaflık, adalet ve sağlam planlamadır.

Yirminci yüzyılın süper kabile üyeleri bizler için, gelişimleri ilginç olacak. Çocuklarımız içinse ilginçten öte bir yanı bulunacak. Duruma el koyacak yaşa geldiklerinde, insan türü o denli büyük sorunlarla karşı karşıya kalacak ki, “on sekiz ayda bina yapılır mı? Söyle Rüstem ağabeyi me “Mincraft “oynasın” diyen torunum için bunları çözümlemek bir ölüm kalım meselesi mi olacak? Bu durumda mimarlar ve müteahhitler el becerisi isteyen yapay zekayla çalışan robotlar karşısında yok mu olacaklar?

Tarihe, sınıfların mücadelesinin alanı, toplumsal değişimlerin hengâmesi olarak bakılmadığında, her şey birbirinden kopuk, ayrı tarihlerin konusu olarak anlaşılmaya çalışılır. İnançların tarihi ayrı akar. Sanatçıların, edebiyatçıların, filozofların dünyası başka bir evrendedir. İnsanlar nerededir? Devletler yıkılıp giderken, her şey olup biterken toprak nasıl ekilir, sahipleri kimlerdir ve üstünde çalışan insanlar ne yapar? Diyerek başlamak isterim. Biz belki “yirminci yüzyılın süper kabilesiyiz ama gelecek nesiller bambaşka bir dünyaya uyanıyor. Onlar dijitalde, biz gerçekte inşa ediyoruz. Ama ikisinin kesiştiği bir nokta var tabii.

Biz belki “yirminci yüzyılın süper kabilesiyiz ama gelecek nesiller bambaşka bir dünyaya uyanıyor. Onlar dijitalde, biz gerçekte inşa ediyoruz. Ama ikisinin kesiştiği bir nokta var tabii.

Mimarlar, müteahhitler robotlara yenilmeyecek ama onlarda dönüşecekler.
Yapay zekâ hesap yapabilir, robot tuğla dizebilir, 3D yazıcı beton basabilir. Ama bir şehrin ruhunu, bir mahallenin sosyolojisini, bir ailenin ihtiyacını yapay zekâ tek başına okuyamaz. Kararı, sorumluluğu yine insanlar verecek. Asıl mesele teknolojiyle yarışmak değil, teknolojiyi yönetmektir.  Gelecekte şantiyeler daha dijital olacak, hata payı azalacak, süreler kısalacak. Ama risk alma, kriz yönetme, güven inşa etme hala insanların işi. Cityvenn olarak; teknoloji alanında ciddi yatırımlar yapıyor, Apsvenn isimli yazılım programımız ile dönüşüm sürecini doğrudan etkileyecek hamleler planlıyoruz.

İstanbul içinden deniz geçen biricik şehirdir Bebek kalbimizin sultanıdır. Bebek; bir zamanlar gül bahçeleri, akasyaları, salkım söğütleri, ısırgan ağaçları kadar müthiş bülbülleri ile, güzel kadınların civan delikanlılarıyla dillere destandı. O muhteşem Ali Paşa Köşkü; eski Hidiv Sarayı’ndan gün batımını seyreden insanlar orada cennete gidip döndüklerini anlardı. Bu köşk şimdi Mısır Konsolosluğudur. 1913 de yine büyük bir mimar olan Kemalettin Mimaroğlu tarafından yapılmış Bebek’in özelliklerini bünyesinde toplamıştır. Şimdilerde ise Bebek bambaşka söylemlerle anılıyor, arka sokaklar, ücra mahalleler, eski evler ve hayatlar bazılarının gururla “modernleşme” dedikleri bir gücün etkisiyle kayboluyor. Hatıraların, belirli bir insani yakınlığın, hayatın özüne ilişkin temel bir bilginin İstanbul’un bu eski evleri ve insanlarıyla birlikte yok olup gittiğini görüyorum. Aklımız onlara birer hikâye yakıştırır. Benim için büyük şehir hayatı demek, milyonlarca hikâyenin içinde yaşamak demektir. Rüstem Karageyik ve Cityvenn bu yok oluşun hikayesini bize nasıl anlatır. Bu yok oluşu önlemek için ne gibi önlemler alır, biz neden sizi seçelim?

Cityveen olarak projelerimizi iki temel soruyla şekillendiriyoruz: İnsan odaklı yaklaşımlar şehir yaşamını nasıl zenginleştirir ve kentsel ölçekte uyum nasıl sağlanır? Çünkü biliyoruz ki bir şehri değerli kılan yalnızca yükselen yapılar değil, o yapılar içinde yaşayan insanların konforu, güvenliği ve aidiyet hissidir. İnsan odaklı bir yaklaşım; sosyal alanları güçlendiren, komşuluk ilişkilerini destekleyen, erişilebilirliği artıran ve günlük yaşamı kolaylaştıran çözümler üretir. Böylece dönüşüm, sadece fiziksel bir yenilenme değil, yaşam kalitesinde gerçek bir artışa dönüşür. Kentsel ölçekte uyum ise bir yapının çevresiyle kurduğu ilişkiyi ifade eder. Mimari bütünlük, altyapı entegrasyonu, ulaşım bağlantıları ve çevresel denge gözetilmeden yapılan her müdahale şehir dokusunda kopukluk yaratır. Oysa doğru planlanmış bir dönüşüm; bulunduğu mahalleye değer katar, silueti güçlendirir ve uzun vadede sürdürülebilir bir kent vizyonuna hizmet eder.  Biz kentsel dönüşümü yalnızca fiziksel olarak bir binayı yıkıp yerine yenisini yapmayı değil, sosyal sürdürülebilirliğide göz önünde bulundururuz. Yerinde dönüşümü, katılımcı planlamayı ve mahalle kimliğini, dokusunu koruyan mimari projeler geliştiriyoruz. Kat maliklerinin hafızalarını romantik bir nostaljiye hapsetmeden, geleceğe taşıyacak projeler geliştirmekteyiz. Öte yandan milyonlarca hikâyenin içinde acı bir şekilde kaybolmak yerine, o hikâyeleri görünür ve sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz.

İşte tam da bu nedenle bizi tercih etmelisiniz. Çünkü biz yalnızca bina inşa etmiyoruz; insanı merkeze alan, çevresiyle uyumlu, geleceğe güvenle taşınan yaşam alanları tasarlıyoruz. “Kentder” Kentsel Dönüşüm ve Sosyal Dönüşüm Politikalar Derneği’ni kurarak yeni bir dönemi başlatıyoruz çok yakın zamanda Web sitesini kuracağız.

Kentsel dönüşüm projelerinde başarıya ulaşmanın temel şartı, sürecin en başından itibaren doğru planlama yapılmasıdır. Planlama aşaması yalnızca teknik bir gereklilik değil; hak sahipleri, mühendisler, mimarlar ve yerel yönetimlerin ortak hareket ettiği kapsamlı bir süreçtir. Bu sürecin doğru işlemesi hem güvenli yapıların ortaya çıkmasını hem de sürecin ekonomik, hızlı ve sorunsuz ilerlemesini sağlar. Süreç yönetimini sizler nasıl planlıyorsunuz? Mutlu sonla bitmeyen süreç yönetimi hikayeleriniz var mı?

Kentsel dönüşümde başarı teknik projeden önce doğru süreç kurgusuyla başlar. Biz Cityvenn olarak süreci bir “inşaat projesi” değil, çok paydaşlı bir yönetim modeli olarak ele alıyoruz. Finansal fizibilite ve senaryo modellemesi ile
projenin teknik değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik risklerini de ortaya koyuyoruz.

Hak sahipleriyle şeffaf bilgilendirme toplantıları yaparak beklentileri analiz edip uzlaşma stratejisini planlıyoruz.  Cityvvenn de ki en büyük öncelik çoğunluğu sağlamak değil, güveni tesis etmektir. Çünkü güven olmadan hız, hız olmadan ekonomik verim mümkün değildir. Deprem gerçeği ve riskli binalardan dolayı hızlı karar alma ve sonuca ulaşma en temel gayemizdir. Bazı projelerimizde kat malikleri arasında yüksek oranda görüş ayrılığı, beklentilerin piyasa gerçeklerinden kopuk olması, finansal koşulların ani değişimi, yerel yönetim mevzuat değişiklikleri gibi nedenlerle projeler askıya alındı ya da revize edildi. Biz bu durumları başarısızlık olarak değil, erken fark edilmiş risk olarak değerlendiriyoruz. Çünkü sürdürülebilir olmayan bir projeyi zorla tamamlamak, mutlu bir son değil; gecikmiş bir kaos üretir. Özetle bizler Onay oranını değil, sürdürülebilirliği hedefleriz… Projeyi teslim etmekten ziyade memnuniyetle tamamlamakla ilgileniriz. Çünkü Kentsel dönüşümde mutlu son anahtar teslim töreni değil, insanların yeni evlerinde huzurla yaşayabilmesidir. Cityvenn olarak, sürecin teknik, hukuki ve insani boyutlarını birlikte yöneten bir yapı kuruyoruz. Çünkü sağlam bina iyi bir mühendislikle; sağlam süreç ise güvenle kurulur. Cityvvenn olarak Kentsel dönüşüm, yalnızca binaların yenilenmesi değil, hakların korunması sürecidir. Adaletsiz paylaşımlar, çoğunluğun kararıyla da olsa mahkeme tarafından iptal edilebilir. Arsa payı, şerefiye ve mülkiyet değerleri göz önünde bulundurularak yapılan adil bir plan hem mülk sahiplerinin hakkını korur hem de sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar. Diyorsunuz…

Kentsel dönüşümde başka haklarımız neler bize anlatır mısınız?

Cityvenn, kentsel dönüşümü yalnızca bir yapım süreci değil, mülkiyet haklarının korunduğu bütüncül bir dönüşüm süreci olarak görür. Çünkü dönüşüm sadece binayı değil, insanların yıllarca emek vererek sahip olduğu hakları da yeniden yapılandırır. Bu süreçte her malik; projeye dair tüm teknik ve mali detayları şeffaf biçimde öğrenme, arsa payı ve şerefiye hesaplarının nasıl yapıldığını sorgulama ve sözleşme şartlarını ayrıntılı şekilde inceleme hakkına sahiptir. Hiçbir malik, eksik ya da belirsiz maddeler içeren bir sözleşmeye imza atmaya zorlanamaz.

Aynı şekilde, çoğunluk kararı alınmış olsa dahi adaletsiz bir paylaşım hukuken geçerli sayılmaz; mülkiyet hakkı anayasal güvence altındadır ve gerektiğinde yargı yoluyla korunabilir. Riskli yapı tespiti, proje detayları ya da değerleme süreçlerine itiraz etme ve dava açma hakkı da bu güvencenin bir parçasıdır. Devlet tarafından sağlanan kira yardımı, taşınma destekleri ve finansman imkanları ise maliklerin mağdur olmadan süreci tamamlamasını amaçlar. Öte yandan dönüşüm her ne kadar hukuki zeminde güvence olsa da yıllar süren hukuk mücadeleleri zaman kaybına yol açmakta ciddi mağduriyetler yaratmaktadır. Doğru kurumdan doğru danışmanlık almak tam da bu noktada büyük önem arz etmekte. Cityvenn yaşanabilecek tüm olumsuz senaryoları şeffaf bir şekilde aktarır ve müzakere ortamı oluşturup malikler arasındaki dönüşüm sürecinden haksız beklentileri olan art niyetli kişilerin sürece zarar vermesinin önüne geçer.  Cityvenn vizyonuyla savunduğumuz temel ilke şudur: Kentsel dönüşümde güçlü olan değil, hakkını bilen ve bilinçli hareket eden kazanır. Şeffaflık, adalet ve teknik doğruluk sağlandığında dönüşüm yalnızca yeni bir bina değil, güvenli ve hakkaniyetli bir gelecek inşa eder.

Cevaplarınız çok aydınlatıcı ve güven verici. Çocukken mutlu sonla biten hikayeler anlattılar bize, ondan belki inandık her güzel söze. Oysa çok farklıymış gerçekler, acıymış, acıtırmış öğrendik. Kabuğun altında kanayan yaraların, çocukken koparıp attığımız kadar kolay atılmaması, İz bırakması ruhlarımızda ne tuhaf değil mi, daha nice mutlu sonla biten malikleriniz olsun diyerek, bu güzel söyleşi için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Rüstem Karageyik olarak bu derin ve anlamlı söyleşi için çok teşekkür ederim.

Bu güzel söyleşiyi, Nazım Hikmet’in “Yapıcılar Türkü Söylüyor” şiiriyle tamamlamak isterim:

Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama / Bu iş biraz zor / Yapıcıların yüreği bayram yeri gibi cıvıl cıvıl / ama yapı yeri bayram yeri değil / yapı yeri toz toprak. Çamur, kar. /Yapı yerinde ayağın burkulur / ellerin kanar. / Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli her zaman sıcak, / ne ekmek her zaman pamuk gibi yumuşak /ne herkes kahraman / ne dostlar vefalı her zaman. Türkü söyler gibi yapılmıyor yapı bu iş biraz zor, / zor ama yapı yükseliyor, yükseliyor. Saksılar konuldu pencerelere alt katlarında. / İlk balkonlara güneş taşıyor kuşlar kanatlarında. Bir yürek çarpıntısı var her putrelinde, her tuğlasında her kerpicinde. /Yükseliyor, yükseliyor yapı kan ter içinde.

 

 

 

istanbul sanat dergisi
  • Site İçi Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.