Yeni istihdam olanakları yaratmak hükümetlerin öncelikli görevlerinden biridir. Anayasamıza göre herkes yaşama,maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Ülkemizle birlikte,gelişmekte olan ülkelerin de günümüzde çözmeye çalıştığı öncelikli sorunlardan biri olan’’İstihdam nasıl yaratılır?’’ Sorusuna yanıt aramalarıdır. İlk olarak bilinmesi gereken nokta, devletimizin bu anlamda olabildiğince özel sektörü desteklemesidir. Bu destek öyle yapılmalı ki reel sektör şirketine alacağı çalışanını sırtında bir yük olarak görmemelidir. İşverenler,kendi şirketlerinin katma değerini artırmak ,piyasada var olmak ve her ne kadar yeni işçi almak tarafında olsalar da oturup kişi başına düşen maliyet hesaplarını yaptıklarında maalesef ki bu hevesleri kursaklarında kalmaktadır.

PEKİ ÇÖZÜM NEDİR?

Peki çözüm nedir? Ben duruma farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Yapısal reformların reel ekonomide sürdürülebilmesi için her zaman farklı bakış açılarına gerek olduğu kanısındayım. Zaman sürekli akıp giderken,çağa ayak uyduracak gelişim ve değişimleri yapmazsanız çağın gerisinde kalmaya da mahkum olursunuz.  Albert Einstain ‘ın sevdiğim bir sözü vardır ‘’Sürekli aynı şeyleri yaparak, farklı sonuçlar beklemeyin ‘’Şimdi ye kadar yapılmamış bir şeyleri yapmalıyız ki sonucu da farklı olsun öyle değil mi ? Benim bu konuda yapılmasını gerekli gördüğüm durum ise çalışma şeklimizde yapılması gereken değişikliklerdir. Özelliklede işsizlik sorununun günden güne artış gösterdiği bir zamanda, devletin mevcut düzenine işlerlik kazandırması için yeniliklere açık olunması gerekmektedir.Uygulamadaki iş kanuna göre işçi ile işveren arasında taraflar arasında farklı bir anlaşma yapılmadıkça haftalık çalışma saati 45 saattir. Bu sürede işveren çalışana bir hafta içerisinde kesintisiz olarak en az 24 saatlik bir dinlenme süresi tanımakla yükümlüdür. Öyle ise haftalık 45 saatlik çalışma süresini 5 iş gününe böldüğümüzde, günde ortalama 9 saatlik çalışma süresi ortaya çıkmaktadır. Haftanın sadece bir günü tatil izni tanıyan işlerde ise günlük ortalama çalışma süresi 7.5 saat’e tekabül etmektedir.Şimdi bir de Avrupa ülkelerindeki haftalık çalışma sürelerine göz atalım.

Ülke bazında haftalık çalışma süreleri

*Hollanda 27 saat

*Danimarka 33 saat

*Norveç 33 saat

*İrlanda 34 saat

*Almanya 35 saat

*İsviçre 35 saat

*Belçika 35 saat

*İsveç 36 saat

*Avusturalya 36 saat

*İtalya 36 saat

Gördüğünüz üzere Avrupa ülkeleri bazında, haftalık en az çalışan ülke Hollanda,en fazla çalışma süresine sahip ülke ise İtalya’dır. Bu Avrupa ülkeleri bizden daha az çalışıyor olmalarıyla birlikte istihdamda da bizim kadar sıkıntı yaşamıyorlar.Tabi ki ülke ekonomileri bize göre çok daha gelişmiş olabilir ama daha az haftalık çalışma süreleri ile daha fazla kişiye ek istihdam olanağı yaratıyor olamazlar mı? Aynı zamanda her vatandaşın ülke ekonomisine eşit oranda katılımına olanak sunan fırsat eşitliği yaratması da olayın farklı bir boyutudur. Bir de durumu kadın istihdamı açısından ele alalım. Ülkemizde kadınların iş gücüne katılım oranı oldukça düşük olmakla birlikte neredeyse her üç kadından yalnızca biri, aktif olarak çalışma hayatında bulunmaktadır. Bu oran kadınlarımızın çocuk sahibi olmalarıyla daha da azalıyor. Türkiye İstatistik kurumu(TÜİK) ‘in vermiş olduğu son bilgilere göre ülkemizdeki istihdam oranı %48.2’dir. Kadın ve erkeklerin toplamda iş gücüne katılım oranı ise %54’dür. Bu oran içerisinde erkeklerin katılım oranı %72 iken bayanların katılımı ise sadece %28 oranıyla sınırlıdır. Gelişmiş ekonomiler arasında yer alan dünya devletleri,kadının çalışma hayatındaki rolünü önemseyerek, vatandaşlarının eşit oranda iş gücüne katılabilmesine imkan sunmaktadırlar.

KADINLARIN ÇALIŞMA HAYATIMIZDAKİ YERİ VE DURUMU

Kadınlarımızın çocuk sahibi olmaları, çalışma hayatlarını ise ciddi anlamda sekteye uğratmaktadır. Örneğin kadınların çalışma hayatında daha aktif rol almaları adına   saatlik çalışma imkanları sunulabilmelidir.Her yıl asgari ücret belirleme komisyonu nasıl ki taban fiyatı belirliyor ise her sektör için ayrı olmak üzere, ve işin uzmanları tarafından belirlenecek  saatlik çalışma taban ücretleri de belirlenerek, kamu ve özel sektör ayrımı yapmaksızın saatlik çalışabilmenin önü en kısa zamanda açılmalıdır. Bu düzenleme ile özellikle kadın istihdamında önemli yol kat edeceğimizi düşünüyorum. Diğer bir husus da home ofis çalışabilme imkanlarının artırılmasıdır. Metropol şehirlerin trafik sorunlarını çözebilmek, günden güne artan insan kalabalığında daha da zorlaşıyor. Ülke ekonomisi olarak da ulaşım imkanlarının artırılabilmesi için ciddi harcamalar yapılmaktadır. Bu durum ayrıca metropollerde yaşayan insanlar için de ciddi bir stres sebebi olmaktadır. Saatlik çalışabilme imkanlarının  kamu ve özel sektörde uygulanabilmesi ile trafik sorunlarında da gözle görülebilir ölçüde bir azalma ve rahatlama gözlemleyebiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da işçi ve işveren sözleşmelerinin yapılırken arada çıkar çatışmalarına izin vermeyecek düzenlemelerin hazırlanarak, gerçekte de uygulanabilir olmaları, sürecin işleyişini kolaylaştıracaktır.

 

NESLİHAN AYDANER/UZMAN EKONOMİST

HABERİSTANBUL

Bir yorum bırak

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Benzer Haberler